Морган Райс - Aldatilmiş стр 11.

Шрифт
Фон

Kıpkırmızı bir suratla hâlâ kalenin terasında durmakta olan Sera’nın üzerine yürüdü.

“Sera!” diye çıkıştı hışımla. “Neden böyle dedin? Neden o kelimeleri kullandın? Biz diye bir şey yok! Ve çok iyi bildiğin gibi ona söylemediğim  hiçbir  şey yok. Buraya  meclisimizden bir mesaj iletmek için geldin. Hepsi bu. Gelgelelim sanki ben saklanıyormuşum da senle ben hâlâ berabermişiz gö- rüntüsü verdin.”

Sera onun öfkesinden dolayı tırsmış değildi. Hatta bu ho- şuna gitmiş gibi duruyordu. Onun tepesinin tasını attırmayı başarmıştı ve görünen o ki istediği şey de tam olarak buydu.

Yavaşça gülümsedi, ona doğru bir adım attı ve elini kal- dırıp omzuna koydu.

“İyi de değil miyiz ki?” dedi baştan çıkartıcı bir şekilde. “İçten içe sen de biliyorsun ki aslında öyleyiz. Seni üzen şey de tam olarak bu. Eğer benim için bir şeyler hissetmiyor olsaydın, hiçbir türlüsü umurunda olmazdı.”

Caleb omzundaki elini itti.

“Bunun saçmalık  olduğunu  biliyorsun.  Yüzlerce  yıl- dır beraber değiliz. Ve bir daha asla birlikte  olmayacağız. Bunu kaç kere daha söyleyebilirim bilmiyorum” dedi öfke- den çıldırmış bir halde. “Hayatımdan  uzak durman lazım. Benden  uzak durman  lazım;  hepsinden  çok, Caitlin’den uzak durman lazım. Ondan uzak durman konusunda seni uyarıyorum.”

Sera’nın yüzü bir anda öfkeli bir ifadeye büründü.

“Şu zavallı kız” diye çıkıştı. “Sırf artık bizden biri diye benim üstüme çıkamaz. Benim yanımda hiçbir kıymeti yok. Ona nasıl baktığını  bile anlayabilmiş değilim. Meclisimizin sana onu dönüştürdüğün için hiç ceza vermemiş olmama- sından bahsetmiyorum  bile” dedi Sera karanlık  gözleriyle Caleb’e bakarak.

Caleb bunun anlamını biliyordu. Bu bir tehditti. Onu ihlal ettiği yasa konusunda uyarıyordu. Bunun  için feci şe- kilde cezalandırılabilirdi ve Sera da şimdi bunu diğerlerine haber verme tehdidini savuruyordu.

“Tehditlerinden yılacak değilim” dedi Caleb korkusuzca. “İstediğin kişiye istediğini söyleyebilirsin. Benim için uygun gördükleri şeye gözüm kapalı gideceğim.”

“Beni bezdiriyorsun” diye çıkıştı Sera. “Bak buradayız, savaşta! Tüm meclisimiz, tüm ailemiz risk altında. Sense ne yapıyorsun? Burada, bir adanın üstünde, zavallı küçük bir kızın iyileşmesini  bekliyorsun.  Evine dönmüş, kendi halkını savunuyor olmalısın oysa! Tıpkı gerçek erkeklerin yapacağı gibi…”

“Meclisim beni kovdu” diye cevabı yapıştırdı Caleb. “Yüz- lerce yıllık sadık hizmetimin ardından hem de. Onlara hiç- bir borcum yok. Şu an neyi hak ediyorlarsa onu alıyorlar.”

Caleb nefesini bıraktı.

“Yine de onları umursuyorum; içinde bulunduğumuz va- ziyet buyken onları yüzüstü bırakacak değilim. Sana söyle- dim, doğru zaman geldiğinde döneceğim.”

“O iyileştiğinde döneceğini söylemiştin. Açıkça görülü- yor ki iyileşti. Artık mazeretin kalmadı. Hemen şimdi dön- melisin!”

“Verdiğim sözü tutacağım, her zaman yaptığım gibi. Fa- kat şu noktanın çok açık olmasını istiyorum: Sadece mecli- simizi, katledilecek insanları kurtarmak ve kılıcı geri almaya yardımcı olmak için döneceğim. Bunun başka bir nedenden ötürü olduğu sanrısına kapılma. Görevim bittiği an tekrar- dan ayrılacağım ki bu sefer yüzümü  son kez görmüş ola- caksın. Yeniden birlikte olduğumuza dair hayallere kapılma. Çünkü değiliz.”

“Ah Caleb” dedi Sera ufak şeytani  bir gülümsemeyle. “Canının  istediğine inanabilirsin fakat içten içe biliyorsun ki sen ve ben hep birlikte olduk ve hep birlikte olacağız. Bu- nunla ne kadar savaşırsan bana o kadar yakınlaşırsın. Beni ne kadar sevdiğini biliyorum.  Bunu hissedebiliyorum, her gün hem de.”

“Hayallerde yaşıyorsun”  dedi Caleb. “Gün geçtikçe de kötüleşiyorsun.”

Sera’nın gülümsemesi büyüdü. “Doğru” dedi. “Kendine böyle söyle. Hislerinle savaş. İkimizin de hâlihazırda bildiği şeyle savaş.”

Sera aniden ona doğru kocaman iki adım attı, ellerini boğazına yapıştırdı  ve tek bir hızlı hareketle onu kendine çekti.

Caleb’in tepki vermesine kalmadan dudaklarını onun- kilerin üzerine yerleştirmiş, onu boğarcasına öpmeye başla- mıştı.

Caleb iğrenerek geri çekildi. Ellerini uzatıp onu itti. Tam bunu yaptığı sırada göz ucuyla ötelerinde duran balkon du- varına birinin indiğini gördü.

Bu Caitlin’di.

*

Caitlin adaya yaklaşmaktayken içinde tekrardan umudun yeşerdiğini hissetti. Kafası artık berraktı. Caleb, hatırladığı- na göre yanlış bir şey yapmamıştı. Aptalca davranan oydu. Ona açıklaması için bir şans vermesi gerekirdi. Tek bildiği, Sera’nın davetsizce çıkageldiği ve aralarında kesinlikle bir şey olmadığıydı. Neden bu kadar sert davranmıştı ki?

Aşağı dalarken ada görüş açısına girdi; altındaki büyük taş kaleyi, fener ışığında aşağıda alıştırma yapan vampir ka- labalığını gördü. Burası güzel bir yerdi ve Caleb onu buraya getirdiği için minnettardı. Son virajı alıp kıvrımın etrafın- dan geçerek üst duvara indiğinde  her şeyin yoluna gireceği hissine kapılmıştı.

Fakat yakınlaştığı sırada, tam inerken, kalbi duracak gibi oldu.

İşte Caleb ve Sera oradaydı. Ve bu sefer öpüşmektey- diler.

Öpüşüyorlardı. Bu düşünce Caitlin’in  içini kılıçtan da beter parçaladı. Hareket edemiyordu. Düşünemiyordu.  Ne- fes alamıyordu. Öpüşmekteydiler.  Öpüşüyorlardı.

Yani demek birliktelerdi. Bu sefer yanlış anlama falan yok- tu. Hâlâ ona âşıktı.

Caitlin’i sanki o hiçbir şey değilmiş gibi bir kenara atmış- tı. Ve bunu onun gözü önünde yapmıştı.

Caleb ona doğru koşturduğunda Caitlin bu sefer kaçma- dı. İçinde  hiddetin yükseldiğini  hissederken olduğu  yerde hayretten donmuş halde kaldı. İnsan olduğu zamanlarda hiç olmadığı kadar vahşileştiğini hissediyordu.

“Caitlin” diye girdi Caleb söze, “göründüğü  gibi değil. Lütfen, açıklamama izin ver…”

Fakat Caleb ona yaklaşıp konuşmaya başladığında Cait- lin sadece parmağını uzatıp ufuk çizgisini gösterdi.

“DEFOL!” diye bağırdı kaşlarını çatarak.

Bu bir emirdi. Bir soru değildi ve tartışmaya yer bırakmı- yordu.

Caleb olduğu yerde donmuş bir halde kalakaldı, görünen o ki gaddarlığı karşısında şaşkınlığa uğramıştı. Onun gemi- leri yaktığını sezmiş olmalıydı.

“DEFOL DEDİM!” diye bağırdı Caitlin tekrardan. “Seni bir daha asla görmek istemiyorum, yaşadığım sürece!”

Caleb hayrete düşmüş ve incinmiş bir halde, tıpkı daha yeni fırça yemiş küçük bir çocuk gibi oracıkta kalakaldı. Ona söyleyecek çok şeyi varmış gibi görünse de şuna emin- di ki ne söylerse söylesin, o tek bir kelimesini bile dinleme- yecekti.

Çaresiz bir şekilde yavaşça başını eğdi.

Dönüp balkon  duvarının  kıyısına  doğru  yürüyerek  iki büyük adım attı ve balkon korkuluğunun köşesine sıçradık- tan sonra havalandı. Dev kanatlarını çırparak gecenin içine doğru uçmaya koyuldu.

Caitlin Sera’nın endişeli bir ifadeyle kafasını çevirip san- ki onun ardından uçmak istercesine Caleb’in  uzaklaşması- na baktığını görebiliyordu. Fakat aynı zamanda sanki bunu yapmadan önce Caitlin’e söylemek istediği bir şey varmışça- sına tereddüt içinde duruyordu.

Aldatilmiş

читать Aldatilmiş
Морган Райс
ALDATILMIS kitabinda (Vampir Mektuplari"in 3. kitabi), Caitlin Paine büyük bir komadan uyanir ve dönüstügünü fark eder. Simdi gerçekten tam bir vampir olan Caitlin uçma yetenegi ve insanüstü güç gibi yeni güçlerine sasirir. Gerçek aski Caleb"in onun eski haline dönmesini bekledigini ve onun tarafind
Можно купить 299Р
Купить полную версию

Ваша оценка очень важна

0
Шрифт
Фон

Помогите Вашим друзьям узнать о библиотеке

Скачать книгу

Если нет возможности читать онлайн, скачайте книгу файлом для электронной книжки и читайте офлайн.

fb2.zip txt txt.zip rtf.zip a4.pdf a6.pdf epub ios.epub fb3

Популярные книги автора